Ana içeriğe atla

2 Tanrı Vardır

Aamir Khan yer aldığı projelerde toplumsal ve hatta evrensel mesajlar vermeyi seven bir isim. Bu yüzden de favori aktörlerimden biridir. Bu yazımı da Peekay filminin konusundan yola çıkarak yazacağım. "Hangi Tanrı'ya inanayım? Tanrı tektir diyorsunuz. Ama ben değil diyorum. 2 Tanrı vardır. Biri bizi yarattı. Diğerini siz yarattınız. Bizi yaratan Tanrı'yı hiç bilmiyoruz. Ama sizin uydurduğunuz Tanrı tıpkı sizin gibi. Dar kafalı. Rüşvet alıyor, yalan vaatlerde bulunuyor. Zenginleri kabul ediyor, yoksulları bekletiyor. Sizi korku içinde yaşatıyor. Benim doğru numaram basit. Bizi yaratan Tanrı'ya inanın. Sizin yarattığınız Tanrı gitmeli." Filmin repliği bu şekilde. Aslında dini inanışları o kadar güzel özetliyor ki. Üzerine daha ne yazabiliriz diye düşünüyor ve bir miktar ekleme yapmaya karar veriyorum. Çünkü üzerine yazmaya değer, önemli bir konu olduğunu düşünüyorum. Günümüzde en çok eleştiri alan konuların başında dini inanışlar ve din adına yapılan bazı eyleml

2 Tanrı Vardır

Aamir Khan yer aldığı projelerde toplumsal ve hatta evrensel mesajlar vermeyi seven bir isim. Bu yüzden de favori aktörlerimden biridir. Bu yazımı da Peekay filminin konusundan yola çıkarak yazacağım.

"Hangi Tanrı'ya inanayım? Tanrı tektir diyorsunuz. Ama ben değil diyorum. 2 Tanrı vardır. Biri bizi yarattı. Diğerini siz yarattınız. Bizi yaratan Tanrı'yı hiç bilmiyoruz. Ama sizin uydurduğunuz Tanrı tıpkı sizin gibi. Dar kafalı. Rüşvet alıyor, yalan vaatlerde bulunuyor. Zenginleri kabul ediyor, yoksulları bekletiyor. Sizi korku içinde yaşatıyor. Benim doğru numaram basit. Bizi yaratan Tanrı'ya inanın. Sizin yarattığınız Tanrı gitmeli."

Filmin repliği bu şekilde. Aslında dini inanışları o kadar güzel özetliyor ki. Üzerine daha ne yazabiliriz diye düşünüyor ve bir miktar ekleme yapmaya karar veriyorum. Çünkü üzerine yazmaya değer, önemli bir konu olduğunu düşünüyorum.

Günümüzde en çok eleştiri alan konuların başında dini inanışlar ve din adına yapılan bazı eylemler gelir. Bunu herhangi bir din ile sınırlandırmanın doğru olmadığı, her yıl farklı ülkelerdeki ve kıtalardaki farklı olaylar ile Dünya kamuoyuna hatırlatılıyor. Her neyse konumuz tartışmanın bu noktası değil. Konumuz her dinde var olan mezhepleşmenin, tarikatlaşmanın, cemaatleşmenin günümüzdeki bir takım yansımaları. 

Öncelikle mezheplerin kaynağına bakmak gerek. Dünya üzerindeki dinler bir peygamberin veya bir düşünürün(mesela Buda) çevresindeki insanlardan başlayarak anlattığı ahlaki değerlerin daha önde olduğu, ahlaki değerlerin ekonomik, sosyolojik, hukuki değerler gibi diğer değerlerle desteklendiği bir inanç biçimidir bana göre. Hiçbir din olmadığını savunan görüşler de kendi ahlaki değerlerini barındırdığı için onlara da bir çeşit din diyebiliriz diye düşünüyorum. Tabi çıkış noktası yani kaynağı noktasında diğer dinlerden ayrılıyor. Neyse yine konuyu dağıtmaya başlıyorum, hemen toparlayalım. İşte dinin başlangıç kişisi olan peygamber ya da düşünür dediğimiz kişilerin yaptıkları ve söyledikleri birçok şey de dinin içine dahil edilir. Ancak bu kişinin yaptığı veya söylediği bazı şeyler net olmayabilir. İşte bu net olmayan noktalarda sebebi ya da uygulamadaki yeri tartışılırken farklı görüşler ortaya çıkar. Mezhepler de tam burada ortaya çıkar. Davranış veya söylemin farklı yorumlanması ile uygulamada ortaya çıkan farklılıklara mezhep adını veriyoruz.

Mezhepler dini inanışların doğal sonucu olarak ortaya çıkar. Çünkü liderin her hareketini  ve cümlesini açıklaması mümkün değildir. Açıklasa bile açıklarken kullandığı kelimelerin farklı yorumlanması yine mümkün olacaktır. Doğal olarak mezhepler de zamanla ortaya çıkar. 

Dünya üzerinde bulunan bütün dinler aslında birer siyasi ideolojiyi de içinde barındırır. Çünkü hepsinin amaçlarında dünyanın tamamını o dine sahip bir devlet haline getirmek vardır. Eğer bunu amaca odaklanmış farklı ideolojiler de varsa kitleleşme ve çatışma kaçınılmaz olur. Bu çatışmalar fikir çatışması olabileceği gibi tarihteki sayısız örneğinde olduğu gibi silahlı bir çatışma ve hatta savaşa dönüşebilir.

Hedefi aynı olan ve arasında bir tür çatışma olan gruplar yani dini inanışlar, inananlarını hedef uğruna harekete geçirmek için bazı yöntemler geliştirir. Aynı siyasi ideolojilerde olduğu gibi. Bu yöntemlerden bir tanesi, ideoloji, karşısında sürekli bir düşman olmasıdır. Allah'ın gönderdiği hak din olarak sayılan dinlerde karşınızdaki düşman Şeytan'dır. Şeytan sizi yoldan çıkarmak ve Allah'a olan inancınızdan vazgeçirmek için sürekli olarak sizinle uğraşır. Buna rağmen inancınızı bir temele oturtmuş ve yoldan sapmazsanız yaşamın sonunda Cennet ile ödüllendirilirsiniz. Ancak Şeytan'a uyarsanız Cehennem ile cezalandırılırsınız. Hemen hemen bütün dini öğretilerde Cennet ve Cehennem gibi yerler mevcuttur. Cennet'e gitmek istiyorsanız dinin öğretilerine göre yaşamalı ve tüm Dünya'yı yönetme hedefine giderken üzerinize düşeni yapmanız gerekmektedir. İşte bu noktada tekrar mezhep konusuna dönersek, mezhepler aynı hedef uğruna farklı yollar benimsediği için çoğu zaman mezhep çatışmaları ortaya çıkıyor. Yani hedefe giderken sizinle aynı dine sahip olması yetmiyor, aynı mezhebe de sahip olmalarını bekler hale geliyoruz.

Mezhepler arası geçiş teorikte dinler arası geçişten daha kolay olması gerekirken pratikte daha zor bir hale gelmiştir. Çünkü mezhep liderliği yapanlar, dini liderler gibi elindeki kitleyi korumak istemektedir. Çünkü bu mücadelede nitelik üstünlüğü kadar nicelik üstünlük de önemlidir. Çünkü nicelik çoğunluğu kendi lehine çevirebileceği fırsatları da kollamaktadırlar.

Mezhepler de kendi içinde cemaat ve tarikatlara bölünebiliyor. O zaman da cemaat lideri ya da tarikat lideri elindeki kitleyi tutmak için diğer cemaat ve tarikatlara karşı da mücadele eder hale gelebiliyor. Bu mücadele içerisinde dinin temellerine aykırı bir noktaya düşebiliyor. Dinin hedefinden sapıp kendine yeni bir amaç edinebiliyor. Asıl düşman olan Şeytan'ın dışında daha büyük düşmanlar yaratabiliyor kendine. İşte tam olarak bu noktada da artık kendine yarattığı bir şey daha oluyor: Tanrı. 

Peekay filminin repliğine geri dönecek olursak 2 Tanrı vardır. Biri bizi yaratan diğeri de bizim yarattığımız. Bizim yarattığımız Tanrı bizim hedeflerimize ulaşmamız için bir araç oluyor. Gerçek Tanrı'nın çok dışında ve ondan çok farklı bir yere konumlandırılıyor. Aslında gitmesi gerekiyor. Temelinde bizi yaratan aynı Tanrı'ya inanan Yahudi, Hristiyan ve Müslümanlar'ın tarihte defalarca karşılıklı silahlı çatışma ve hatta savaşa girmesinin sebebi kendi yarattıkları Tanrılara inanıyor olmaları. Sonrasını yine filmden alıntı yaparak anlatayım. Tanrı'mı korumayı bilirim diyen tarikat liderine "Tanrı'yı koruyacaksınız? Siz mi? Burası ufacık bir gezegen. Uzayda daha büyük milyarlarca gezegen var. Ve bu ufacık gezegenin ufacık bir köşesinde oturan siz, onu koruyacağınızı söylemeye cüret ediyorsunuz. Evrenin Yaratıcısını! Onıun sizin korumanıza ihtiyacı yok. O kendini koruyabilir." Yani kendi yarattığı Tanrı'lar'a inanan kişiler daha sonra bu Tanrı'yı korumak için savaşa dahi girmesinin sebebini böyle güzel açıklıyor film. 

2 Tanrı Vardır Peekay filmi ile birlikte Aamir Khan bütün dinler içerisinde bulunan bu durumun varlığına dikkat çekmiştir. Yazının konusunu oluşturan yukarıdaki repliklerle de vurucu bir şekilde konuya final yapmıştır. 

Unutmadan ekleyelim Peekay filminin Türkçe dublajı bulunmamaktadır. Filmi izlemediyseniz de mutlaka izleyin derim. 

Peki siz 2 çeşit Tanrı olduğuna inanıyor musunuz? Görüşlerinizi yorumlara yazarak konuya katkı sağlayabilirsiniz. 

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Telefonumuz Kara Kutumuz Mu?

W hatsApp'ın güvenlik güncellemesi sonrasında verilen tepkiler ile birlikte tekrar gündeme gelen bir soru vardı: Telefonumuz kara kutumuz mu? Farklı bir şekilde soracak olursak: Cebimizde bizimle birlikte her yere gelen bir yol arkadaşımız olduğunu düşündüğümüz telefonumuzda neler saklıyoruz? Ailemizle ya da en yakın arkadaşlarımızla paylaştığımızdan daha farklı sırlarımızı da kapsıyor mu? Bu sorulara verdiğimiz cevaplar ile telefonumuzun hayatımızdaki yerini tespit etmiş olacağız. Telefon ile birlikte gizlilikten ne anladığımızı da tartışarak sorularımıza cevap arayalım. Bugün bu konu üzerine yazmak istedim. Malum WhatsApp güvenlik güncellemesini rafa kaldırmak yerine ertelemişti. Önümüzdeki haftalarda bu konu tekrar gündeme geleceği için fikirlerimi yazmak istedim. Öncelikle kitlesel boyutta bakalım. Akıllı telefonlara ve sosyal medya uygulamalarına bakış açımız "CIA , KGB, MİT filan bizi takip ediyor" seviyesinde. Bunu birçoğumuz söylüyoruz. Diğer yandan Cem Yılmaz'

Dosta Karşı Koymak

  Dumbledore, gülümseyerek, "Türlü türlü cesaret vardır," dedi.   "Düşmanlarımıza karşı koymak yürek ister, ama dostlarımıza karşı koymak da yürek ister. Bu yüzden Mr. Neville Longbottom'a da on puan veriyorum." Harry Potter içerisinde en can alıcı repliklerdendir bu cümleler. J. K. Rowling bu tarz vurucu cümlelerini genelde Dumbledore üzerinden yazmış. Tam bir ak sakallı dede bu Dumbledore. Yol gösterici cümlelerinden biri de yukarıdaki cümleleri. Felsefe Taşı kitabının yıl sonundaki bina puanlarının açıklandığı kısımda söylüyor.  Bu cümleler üzerine yazmak istedim. Çünkü dostlarımıza karşı koymak, en az düşmanlarımıza karşı koymak kadar cesaret isteyen bir iş. Öyle göründüğü kadar kolay değildir yani. Hatta düşmanın karşısında durmaktan daha zordur dosta karşı koyabilmek. Günlük yaşantımızda en çok yaptığımız yanlışlardan belki de gerektiği yerlerde dostlarımızın karşısında duramamak. Çoğu zaman dostluğumuz bozulur diye korkarız. Kimi zaman düşmanlarım